duyanlar duymayanlara anlatsın, büyük şehir çalışıyor.
büyük bir üretim aşkıyla hemde,
%20'si kurumlar vergisine yani devlet babaya,
%18'i (KDV) katma değer olarak devlet anaya, (personelin stopajı, sigorta primi )
%25' büyük şehir belediyesine
%12 Personelin maaşı (kayıt içi) olsa (dikkate edin stopaj,sigorta primi KDV 'de ödüyor)
geriye kalan %25 ise yeni kamusal alan işgalleri ve güzel rant kaynağı olan otoparkların inşasında kullanılmak üzere tekrar ekonomiye geri kazandırılıyor.
Yani her durumda kasa kazanıyor
ve büyük şehir büyük bir çoşku ile çalışıp sözde bizim hayrımıza özde kendi hayırına amme hizmeti vermeye devam ediyor.
Bunu ben demiyorum, bunu ntvmsnbc 'e röpörtaj veren HER FİŞİN BİR ANATOMİSİ VAR başlıklı söyleşisinde İSPARK Genel Müdürü Kadir Gurbetçi diyor. bkz:
ve ardından ekliyor ;
Park et, metrobüse bin! (Bedava olan, 1 Lira - 3 Lira olan, 13 saati bedava, 13 saati 3 Lira olan yerler var. Buradaki amaç; "park et ve metrobüse git"...)
Park et, İDO'ya bin! (13, 14 saat hatta Kadıköy'de 24 saat park edebilirsiniz ve bunların toplam bedeli de gün boyu 4 veya 5 Lira'dır. )
Park et-devam et ! (transfer merkezlerinden alınan sürücüler 08.00-17.00 saatleri arasında 5 saati ücretsiz, 17.00’dan sonra ise giriş-çıkış ücreti olarak 3 TL ödüyorlar)
Katlı ve açık otoparklar
Üsküdar kat otoparkında günde 2 saat ücretsiz. Bu sistemden her ay 50 bin araç yararlanıyor.
Zeytinburnu'nda, yüne günde 2 saat ücretsiz olan iki ayrı yer altı otoparkı var. Büyükçekmece'de de iki tane otopark mevcut. Ümraniye'deki kat otoparkında ise günde 1 saat ücretsiz giriş mümkün.
Yani metrobüse yakın otoparklar sudan ucuz, denize yakın olanlar gün boyu 4 - 5 Lira, ayrıca açık ve katlı otoparklar da yine oldukça uygun olarak fiyatlandırılıyor. Böylelikle "yolu meşgul etme, otoparka gir, işini gör ve git" demek istiyoruz. Caddeler fiyatları ise daha yüksek, kademeli artışlar söz konusu.
Neden yüksek peki?
Şöyle bir nedeni var:
Caddeler kısa süreli parklanma yerleri. Biz bu fiyat politikasıyla uzun süreli kalmaya mani oluyoruz. İşyeri sahiplerinin araçlarını sabahın erken saatlerinde bırakıp akşam almalarını istemiyoruz.
"YÜKSEK FİYATLA 'GELME' DİYORUM"
Örneğin; Eminönü'ne giderseniz, Sirkeci Gar ya da Mısır Çarşısı önüne, Sultan Ahmet Meydanı'na 1 saat için 5 Lira ve her saat 3 Lira'dan park edersiniz. Burada şunu demek istiyorum; deniz otobüsü, otobüs, tramvay ve demirylu alternatifleri var. Ayrıca bölgede ucuz açık ve kat otoparkları (mesela 630 araçlık Veznecilerin karşısındaki Gedikpaşa Kat Otoparkı veya İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin önünde açık otopark) mevcut. Ama siz ısrarlar Mısır Çarşısı'nın önüne park etmek isterseniz biz de yüksek fiyatlarla caydırıcı oluruz. Burada dipnot şu: 'Gelme' demek istiyorum; yoksa çok para kazanayım diye bakmıyorum... Tabii böyle bir kararda alternatifleri göz önünde bulunduruyorum.
Bu bir işletme, trafik yönetme ve parklanma politikası...
bla bla bla merak edenler için ula ula ula
bu ülkede ot'a, bok'a suy'a kaldırım alanları dışındaki karbondioksit kaplı çimenler dışında aldığımız nefese bile vergi öderken, birileri kamuya ait alanları parselleyip deli dumrul gibi haraca tutup daha fazla nasıl sömürürüm diye kafa yoruyor ve binbir zorlukla alınan araçları kullanma diyor. Üstelik bunu devlet ile danışıklı dövüşüklü yapıyor.
devlet ile danışıklı dövüşüklü yapıyor diyorum; çünkü devlet asli görevini ret ediyor , kabul etsede imkanlar ve koşullar deyip çamura yatıyor. Ama fakat lakin vs gibi bağlaçlara kendi sosyal devlet anlayışını, doktorinselleştirerek kanun devleti haline sokup kazancına kazanç katarken bizi her geçen gün dahada yoksullaştırıyor.
araç yakıtına en çok vergiyi biz ödüyoruz. araç vergilerini, ÖTV, lüks vergilerini saymıyorum bile, Lambur lumbur araç sürdüğümüz yollarda oto tamircilerini ihya etmemiz yeter bir kere.
İspark müdür biraz önce alıntıladığım yazıda isparkın 2004 - 2008 yılları içerisinde 4 yıllık sürede 250 milyon liralık bir rant oluşturduğunu söylüyor.
ebe kardeşim benim canı cehenneme dediğim şey şu;
siz bu kentin ana şartellerinde, (metro, tranway, e-5 - tem) giriş çıkış bağlantı merkezlerindeki devlete yada vatansever yurtdaşlara ait alanları özellikle isparkı kamulaştırsanız orlara orduya ve makam araçlarınıza ödediğiniz paralardan bir bütçe ayırıp devsal otoparklar dikseniz ve günde 1 Türk Lirası alsanız hatta almasanız insanlar binbirzorlukla bindikleri araçlarına her gün binmenin keyfinde mahalle çıkışlarına kadar araçlarını kullansalar ve araçlarına en geç 40-45 dakikada ulaşabilceklerini bilseler bu şehirde ne park sıkıntısı kalır nede trafik sıkıntısı. Yapmanız gereken ispark'a, park yeri vermek yerine yol vermek. Mesala istanbul anadolu yakasında e-5 boyunca her üst geçit neredeyse bir mahalle çıkışı. Her mahalle çıkışına bir ücretsiz otoparklar yapılsa ( anadolu yakasında tuzla -kadıköy arası 25 -30 bina demek- devletin alım gücü ve alacağı fiyatalarda hiç bi rakam yani..) ve tam bu otoparkları toplu taşıma araçlarına bağlasanız metrobüs'ün yarattığı açıcılık gibi trafik açılır ve insanlar şehrin bir ucundan diğer ucuna 40-45 dk gibi bir süre de ulaşabilir. Bu süre 1 saati bile geçse trafikteki hiç bir sürücüye dokunmaz çünkü bazen 10 dk lık yol 2 saatten fazla sürebiliyor. Ve köprü ve bağlantı yolları direkt açılır. Yalnız ticari eşya, yük taşıyan ve servis çeken yahut zorunluluğu araçlar trafiğe katılır. Ve katılmayakları için ise sigara bırakma kampanyasındaki gibi yahut trafik kurallarına uyalım kampanyasındaki gibi çalışmalar yapılıp kent kültürümüzü oluşturabiliriz. Bu durum araç yakıtı vergilerinden muntazam bir rant elde eden devletin düzenini bozabilir ama inanın egsoz gazından oluşan rahatsızlıkların azalmasıyla kamu hastanelerini ve sosyal sigorta kurumunu rahatlatır.
Semt içi trafik istanbul'da en çok ispark'ın işgal ettiği semtlerde var çünkü sağ sol bloğu yasal değnekçilik yapacağım diye kapatıyor. İspark mahallerden kalkarsa semt içi trafik %200 rahatlar.
Esanıfın mal indirme yükleme saatlerinide belirleseniz ve özellikle semt içlerindeki özellikle mevkisine göre bankalara park alanı açma zorunluluğu getirseniz bu şehirde nefret edilebilcek bir trafik sıkıntısı yaşanacağını düşünmüyorum.